| |
Üreme organlarının yapısı ve işleyişi
Kadın üreme
organları
Kadın üreme organlarını, dış ve iç üreme organları olarak iki bölümde
incelemek gerekir.
Dış üreme organları; büyük ve küçük dudaklar, klitoris, zar ve vajina
(hazne) girişinden oluşur. Vajina girişinin hemen üzerinde bir üreme organı
olmayan idrar deliği de yer alır.
İç üreme organları; vajina, rahim (uterus), yumurtalıklar (overler) ve
tüplerdir (rahim kanalları).
 |
Dış üreme organları
Büyük dudaklar (labia majör): Kadın üreme organının en belirgin
kısmını oluştururlar. Her iki yanda birer tane olmak üzere yukarıdan
aşağı uzanan, içlerinde bol miktarda ter ve yağ bezleri, kan damarları ve
sinirler bulunan, iki deri kıvrımından oluşmuştur. Üst kısımları daha çok
olmak üzere kıllarla örtülüdür.
Küçük dudaklar (labia minör):
Büyük dudakların hemen altında vajina girişini çevreleyen yaprak
biçiminde iki küçük deri kıvrımıdır. Kıl ve deri altı dokusu bulunmaz.
Ancak kan damarları ve sinirler açısından zengindir.
Klitoris (bızır):
Kadın cinsel organının üst bölümünde küçük dudakların bittiği yerde
bulunur. Cinsel ilişki sırasında sertleşir ve duyarlılığı sağlar.
Zar (hymen):
Vajina girişinden hemen sonra bağ dokusu ve damarlardan oluşan ince bir
zardır. Zarın ortası, adet kanamasının dışarı atılmasını sağlayacak
biçimde açıktır. Ender olarak tümüyle kapalı olabilir. İlk cinsel ilişki
sırasında zarda zedelenme ve açılma olur ve her zaman olmasa da bir
miktar kanama görülür. Ancak bazı zarlar ileri derecede esnek olur ve
cinsel ilişkiye karşın kanamayabilir. Zar; bisiklete, ata binme, düşme ve
benzeri durumlarda zedelenmez.
|
 |
İç üreme organları
Vajina (hazne):
Rahim ile dış ortam arasındaki bağlantıyı sağlayan boru şeklinde,
esneme yeteneği çok gelişmiş bir organdır. Cinsel ilişki bu bölgede olur.
Doğumda bebek buradan geçerek dünyaya gelir, doğum sonrası çok hızlı bir
biçimde eski halini alır.
Rahim (uterus):
Döllenme sonrası yumurtanın yerleştiği ve gebeliğin oluştuğu yerdir.
Bebeğin anne karnındaki gelişimi burada olur. Kas ve bağ dokusundan
oluşur. Normalde 8 cm. uzunluğunda , 5 cm genişliğinde ve 2.5 cm
kalınlığında tersine duran bir armuda benzeyen bu organ, gebelik
sırasında bebeği, bebek eşini ve bebek çevresindeki sıvıyı içinde
barındırıp, büyümesine izin verecek şekilde genişler ve tüm karın
boşluğunu kaplar. Doğumdan sonra 6 hafta içinde yeniden gebelikten önceki
şekil ve büyüklüğüne döner. Rahmin iç yüzü ince bir doku (endometrium)
ile örtülüdür ve her ay çocuğun yerleşmesi için hormonların etkisiyle
kalınlaşır, oluşacak gebeliğin en baştaki hali olan döllenmiş yumurta
veya embriyonun yerleşmesi, sağlık ve güven içinde büyümesi için gerekli
yataklığı yapar, besin maddelerini hazırlar. Eğer gebelik olmazsa adet
kanaması şeklinde dışarı atılır.
Tüpler (rahim kanalları):
Rahmin iki yanından çıkarak yumurtalıklara doğru uzanan 8 - 10 cm
uzunluğunda boru şeklinde kanallardır. Görevi yumurtalıktan atılan
yumurta hücresini yakalayıp, kendi içinde yumurtanın sperm tarafından
döllenmesini sağlamak ve döllenmiş yumurtayı rahim içine taşımaktır.
Overler (yumurtalıklar):
Rahmin her iki yanında yaklaşık 3.5x2x1 cm büyüklüğünde, üzeri
girintili çıkıntılı iki organdır. İkisinin içinde döllenmemiş, gelişmeye
hazır ortalama 400.000 - 500.000 yumurta vardır. Ergenlik (buluğ) çağının
başlaması ile birlikte, her ay bunlardan bin kadarı döllenmek için yola
çıkar, ancak çoğu kez bir tanesi olgunlaşır ve yumurtalık dışına
çıkarılır. Atılan bu yumurta tüp tarafından yakalanır. Daha ender olarak
birden çok yumurtanın üretilmesi ve döllenmesiyle birbirinden farklı
bebekler oluşturmak üzere çoğul gebelikler de oluşabilir. Buna en iyi
örnek çift yumurta ikizleridir.
|
Kadınlar neden adet görür ?
Kızlar çocukluktan ergenliğe geçerken genellikle 9 yaş civarında adet
görmeye başlar.
Adet görme, her ay rahim içini döşeyen endometriumun zamanını doldurarak
dökülmesi ve az bir kanama ile rahimden vajinaya, oradan da dışarıya
atılmasıdır. Rahim içini döşeyen dokunun rahim duvarından ayrılması
sırasında az bir kanama oluşur, adet sırasında ortaya çıkan kanamanın nedeni
budur.
Yumurtalıkta her adet döneminde bir yumurta olgunlaşır. Yumurta olgunlaşması
adet kanamasının ilk günü başlar ve ortalama 14 gün sürer. Olgunlaşan
yumurta dışarı adet kanamasının 12-16 günleri arasında atılır. Tüpler ise
yumurta atılacağı zaman yumurtalıkların üzerine bir el gibi yapışıp vantuz
gibi yumurtayı içine alır. Eğer yumurta tüp içindeyken cinsel ilişki
olmuşsa, kadına geçen ve rahimden yukarıya doğru ilerleyen erkek tohum
hücresi (sperm) erkekten getirdiği genetik özellikleri yumurtaya aktarır. Bu
olaya "döllenme" denir. Döllenmiş yumurta bölüne bölüne çoğalırken, rahim
kanalından rahme doğru iner ve rahim içine ulaşınca adetin ilk gününden
itibaren kalınlaşan ve yumurtlamadan sonra bebeğin yerleşmesi için özel bir
şekil alan rahmin iç yüzeyini döşeyen dokuya (endometrium) yerleşir. Rahim
iç yüzeyini döşeyen dokudaki değişimler yumurta gelişirken ve atıldıktan
sonra yumurtalıklardan salgılanan hormonların etkisi ile oluşur. Böylece
yeni bir bebeğin oluşum öyküsü başlar. Döllenmiş yumurta yerleştiği anda
çeperlerinde binlerce hücre bulunan su dolu küçük bir lastik top
görünümündedir. Daha sonra bu yapı içindeki hücrelerden bir kısmı bebek
oluşumunu sürdürürken, bir kısım hücreler de anne ile bebek arasındaki
ilişkiyi sağlayan bir yapıya, halk arasında "çocuk eşi" denilen "plasenta"
ya dönüşür. Eğer gebelik oluşursa çocuk eşi çıkardığı hormonlarla hem
yumurtalığın işlevini üstlenir hem de rahim içini bebek için uygun ortamda
tutar. Gebelik oluşmazsa çocuk eşi oluşmayacağından yumurtalığın görevini
sürdürecek hormonlar da oluşmaz. Böylece rahim iç yüzeyi dokusunun
beslenmesi bozulur ve adet kanaması ile atılır.
İlk adet görme yaşı bir kızdan diğerine değişir. 9 ile 16 arasında herhangi
bir yaşta olabilir. Adet döngüsü, bir kanamanın başlamasından, diğer
kanamanın başlangıcına kadar geçen süredir. Kişiye göre değişiklik
gösterebilirse de iki adet dönemi arasındaki süre ortalama 28 gündür. 21 ile
35 gün arasındaki süreler normal kabul edilir. Bu döneme yeni giren genç
kızlarda ilk 1 - 2 yılda adet düzensizlikleri olabilir. Daha sonra
adetlerinin belli bir düzende olması gerekir. Kanama miktarı da kişiye göre
değişiklik gösterir.
Adet dönemleri birbirini izleyerek menopoza dek sürer. Menopoz, adet
kanamalarının artık olmamaya başladığı döneme verilen isimdir. Ortalama
olarak 45 - 50 yaşları arasında adet görme sona erer.
ERKEKLERİN ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ
Ergenlikte erkek çocukların hem bedenlerinde hem de cinsel organ ve
fonksiyonlarında önemli değişiklikler meydana gelmektedir. Ergenlikte ilk
değişiklik yumurtaların büyümeye başlamasıdır. Yumurtaların büyümeye
başlamasından yaklaşık 1-2 yıl sonra ergenliğin kesin kanıtı olan boşalma
meydana gelir. Değişiklikler tedricen olmakta ve birkaç yıl devam
etmektedir.
Ergenlikle beraber erkek çocuklarda görülen değişiklikler:
 |
Yumurtalarda büyüme hızlanır,
|
 |
Penis ve torbalarda büyüme, derinin renginde koyulaşma olur,
|
 |
Önce cinsel bölgede, daha sonra bıyıklarda, sakallarda ve koltuk
altlarında kıllanma olur,
|
 |
Adem elması denen gırtlak
kıkırdağı belirginleşir ve ses kalınlaşır,
|
 |
Boşalma
olur,
|
 |
Yüzde ve bedende ergenlik sivilceleri oluşur,
|
 |
Vücut ölçülerinde artma, adalelerde gelişme ile erkek tipi ortaya çıkar.
|
Erkeklik Hormonu
(Testosteron)
Bebeklikten itibaren vücutta bulunan fakat miktarları çok az olan bazı
hormonların ergenlik döneminde salgılanmaları hızla artar. Beyinde hipofiz
adı verilen organdan salgılanan LH ve FSH adı verilen bu hormonlardaki
artışın sebebi bilinmemektedir. Bunlar kızlarda yumurtalığa etki ederek
oradan östrojen denen kadınlık hormonunu salgılatırken, erkekte yumurtaya
etki ederek, testosteron denen erkeklik hormonunu salgılatırlar. Testosteron
hormonu erkek çocuğun vücut yapısını, iç ve dış cinsel organlarını erkek
yönünde farklılaştırılmaktadır.
Erkeklik hormonu, ergenlik dönemindeki değişiklikler yanında, anne karnında
ceninin erkek yönünde farklılaşması, ergenlikte ve sonrasında kadına karşı
cinsel hislerin oluşmasında ve sperm üretiminde rol oynar.
Ergenlik Sivilceleri
Ergenlik döneminde, ergenlik sivilceleri, estetik açıdan sorun oluşturarak
can sıkıntısına neden olan etkenlerdir. Ergenlik sivilceleri en fazla alın,
burun ve yüzün diğer kısımlarında, seyrek olarak da bedenin diğer
bölgelerinde görülmektedir.
Ergenlik sivilceleri, derinin kalınlaşması, deri altı yağ bezlerinin daha
yağlı salgı yapması ve salgı kanallarının tıkanması neticesi oluşmaktadır.
Sivilceler iltihaplanırsa ağrı oluşturur, iyileşmesi gecikir ve iz
bırakabilir. Sivilceleri sıkmak iltihaplanmasını kolaylaştırabilir.
Ergen, sivilcelerinin gelişimi ile ilgili olduğu, sıkmaması ve sık banyo
yapıp temizliğine dikkat etmesi gerektiği, birkaç yıl sonra artık problem
oluşturmayacağı yönünde bilgilendirilip rahatlatılmalıdır. Sivilceler aşırı
ise cildiye uzmanından yardım istenmelidir.
Kıllanma
Ergenlikte ilk kıllanmalar cinsel bölgede ortaya çıkar. Daha sonra
"Bıyıkların terlemesi" olarak tabir edilen bıyık bölgesinde tüyler
kalınlaşır ve koyulaşır. Nihayet koltuk altında, sakal bölgesinde ve bedenin
diğer kısımlarında erkek tipinde kıllanmalar oluşur.
Kıllanma özellikleri kalıtsal özelliklerle tayin edilir. Genellikle baba,
dayı, amcanın kıllanma özellikleri ergende de ortaya çıkar. Bazı yumurta
hastalıklarında, hormon ve kromozom anormalliklerinde kıllanma problemi
oluşabilmektedir.
Seste Kalınlaşma
Ergenlikte erkek çocuğun sesi önce kısıklaşır, çatallaşır ve ardından da
kabalaşır. Bu dönemde çocuk bazen ses tonunu ayarlayamaz. Bu nedenle
arkadaşları arasında veya ailede alay konusu olabilir. Çocuk bu durumdan
üzüntü duyar, konuşmak istemez. Ergenliğin sonlarına doğru, gırtlak ve ses
tellerinin gelişimi tamamlanır, böylece erişkin sesi ortaya çıkar.
Ter Bezleri ve Vücut Kokusu
Ergenlikte koltuk altı, kasık ve diğer bölgelerdeki ter bezleri daha fazla
çalışmaya başlar. Bu durum, daha çok terlemeye neden olur. Keza vücut kokusu
değişir ve belirginleşir. Ebeveynler, çocuklarının kokusunun değiştiğini
kolaylıkla fark ederler. Bu dönemde çocuğun daha sık banyo yapması
sağlanmalıdır.
TORBALAR (SCROTUM)
Torbalar penisin alt kısmında, ileri derecede elastiki deri ve deri alt
dokularından oluşmuş bir organdır. İçerisinde yumurtalar ve sperm
kanallarının ilk kısımları bulunur. Dıştan tek görülmesine rağmen, ortadan
ikiye ayıran bir bölmesi mevcuttur.
Torbaların Özellikleri
Ergenlikle beraber torbalarda büyüme, derisinin renginde koyulaşma ve
kıllanma başlar. Görünüm ve özellikleri kişilere göre değişiklik gösterir.
Bazılarında küçük ve vücuda yapışık olurken, bazılarında büyük ve sarkık
olabilir.
 |
Torbaların duvarının ileri derecede elastiki ve
hareketli oluşu, darbeler ve sıkışmalarda yumurtanın zarar görme riskini
azaltır.
|
 |
Normalde vücut ısısı 37 °C olmasına
rağmen, torbalarda ısı 35-36°C'dır. Bu ısı azlığı yumurtaların normal
çalışması için gereklidir. Torbaların duvarındaki adaleler soğukta
kasılarak, sıcakta gevşeyerek ısı ayarlamasını sağlamaktadırlar.
|
 |
Torbalar, duvarındaki zengin sinir ağı nedeniyle cinsel uyarılmanın
önemli yerlerinden biri olarak, cinsel fonksiyonda rol oynarlar.
|
YUMURTALAR (TESTİSLER)
Yumurtalar torbaların içine yerleşmiş, birer kordon vasıtasıyla vücuda bağlı
erkeklik organlarıdır. Yumurtanın kordonu içinde, damarlar, sinirler ve
sperm kanalı bulunur. Erişkinde yaklaşık 4.5x3.5x3 cm ölçülerinde olan
yumurta, dıştan sert bir zarla çevrelenmiştir. İç yapısı 200-250 ince
bölmeden oluşmakta, bu bölmelerde sperm üretimi gerçekleşmektedir. Keza,
yumurta dokusunda erkeklik hormonu olan testosteronu üreten hücreler
bulunur. Yumurtalar lastik kıvamındadır. Bazı hastalık ve tümörlerde kıvam
değişiklikleri ve sertlik hissedilir.
Yumurtada Ağrı
Yumurtalarda ağrı oluşturabilecek hastalıklar ve fizyolojik durumların
bilinmesi, ağrının yorumlanmasını kolaylaştırır.
 |
Yumurtalar ezilmeye ve darbelere karşı ileri
derecede hassastırlar. Öyleki ufak darbelerle bile, şiddetli ağrı,
bulantı, fenalaşma hatta bayılma oluşabilir. Bazı sporlarda yumurtaları
koruyucu özel kıyafetler giyilmesi ve sporcuların yumurtalarını korumaya
gayret etmesi bu nedenledir.
|
 |
Yumurtalarda ve sperm
kanallarındaki iltihaplanmalar ağrı oluşturur. İltihaba bağlı ağrılar
şiddetlidir ve yumurtadaki şişmeyle beraberdir.
|
 |
Buluğ çağında ve gençlerde, yumurtaların gelişimi ile ilgili, zaman zaman
gelip geçici ağrılar olabilir. Başka bir ağrı nedeni yoksa, bu ağrılar
zamanla ortadan kalkar.
|
 |
Bazı erkekler, boşalma
olmadığında yumurtalarında ağrı olduğundan, boşalmadan sonra ağrının
kaybolduğundan bahsederler. Tıbbi önemi olmayan bir durumdur.
|
 |
Bazen sebebi bilinmeyen yumurta ağrıları erkekleri çok muzdarip
etmektedir. Tüm incelemelere rağmen, nedeni bulunamayan bu tip ağrılarda
ağrı kesici ilaçlar ve suspansuar külot denen yumurtayı yukarı kaldıran
kıyafetler önerilmektedir.
|
Yumurtalardaki Şişlikler
 |
Yumurtada şişlik oluşturan önemli bir sebep yumurta
kanseridir. Erken teşhis durumunda, tedavisi başarılı olabilen yumurta
kanseri her yaşta görülebilir. Bu nedenle yumurtanın kıvam ve boyutundaki
en ufak bir değişiklik önemsenmelidir.
|
 |
Yumurta ve
meni kanallarının akut iltihaplarında ağrılı şişlikler oluşur. Bu tip
iltihaplara bağlı şişliklerde, ani başlangıç, ağrı ve tedavi ile
gerileme, kansere bağlı şişliklerden ayırt edici özelliklerdir.
|
 |
Çocuklarda, yumurtanın kordonu etrafında dönüşü, yumurta ve torbalarda
ani şişme ve ağrıya neden olur. Yumurta dönüşü (testis torsiyonu) acil
ameliyatı gerektirir. İhmal edilirse testis kangreni meydana gelebilir.
|
SPERM KANALLARI
Yumurtalarda üretilen spermler dışarıya çıkana kadar oldukça uzun bir yol
kat ederler. Bu yollar spermleri iletmek yanında, onların olgunlaşmasında ve
depolanmasında da rol oynarlar.
Epididim-Vaz Deferens
Spermler yumurtada üretildikten sonra, yumurtanın üst kutbuna yerleşmiş
kanal sistemi içine girerler. Bu kanal sistemi, yumurtanın üst kutup-arka
kenar-alt kutub istikametinde ona sıkıca yapışık vaziyetle bulunur. Tıpta
epididim adı verilen sperm kanal sisteminin ilk kısımlarında, kanallar o
kadar ince ve kıvrıntılıdır ki, 0.5 cm. çapında, 5-6 cm. boyundaki organa
5-6 metre uzunluğunda kanal sıkışmıştır. Spermin kanallarda ilerleyişi
günler sürer. Bu seyahat, spermin olgunlaşması ve dölleme kabiliyeti
kazanabilmesi için şarttır.
Yumurtanın alt kutbunda sperm kanalı kalınlaşır, yukarıya doğru kıvrılarak
düz bir hal alır. Vaz deferens adı verilen bu sperm kanalı kordon içinde
kasık kanalından geçer ve karın içine girer. Vaz deferens yumurtanın
üstündeki kordon elle muayene edilirse, sert sicim gibi ele gelir. Ana sperm
kanalı karın içine girdikten sonra mesanenin arkasında bulunan meni
keseciğinin kanalıyla birleşir ve prostat içerisinden geçerek idrar yoluna
açılır.
Boşalma
Boşalma, meninin cinsel haz duygusu ile beraber, fışkırır tarzda akmasıdır.
Boşalma, cinsel ilişki veya masturbasyon sırasında cinsel uyarılar
neticesinde olabildiği gibi uykuda cinsel uyarma olmaksızın da
gerçekleşebilir. Uyku sırasındaki boşalma, bazen cinsel özellikli rüya
neticesinde bazen de rüyasız oluşur. Gece boşalmasına "Rüyalanmak" veya
"Hamamcı olmak" da denilir.
PENİS
Penis, erkeğin cinsel organı olması yanında içindeki kanal vasıtasıyla hem
idrar hem de meninin boşaltım yoludur.
Penis, üç silindirik yapının birlikte sağlam zarlar ve deri ile
çevrelenmesinden oluşmuştur. Penisin üst tarafında birbirine paralel olarak
uzanan iki silindirik cisim, arkada vücuda yaklaştığı yerde ters Y şeklinde
birbirinden ayrılarak kemiğe yapışır. Bu silindirik cisimlerin çevresi
oldukça sert ve kalın bir zar ile çevrelenmiştir. İç kısmı sünger
görünümünde bir dokudan oluşur. Cinsel uyarılma sırasında bu doku kan ile
dolarak penisin sertleşmesini sağlar. Penisin üçüncü silindirik cismi,
üstteki iki cismin alt kısmında bulunur, uç kısmı armut şeklindeki penis
başını oluşturur. Bu cismin içinde boylu boyunca idrar yolu bulunur. İç
yapısı diğerleri gibi süngerimsi dokudan oluşmaktadır ve ancak dış zarı
incedir.
Penis Başı
Penis başı ince bir zar ile çevrelenmiş süngerimsi bir doku olup
kadınlardaki klitorise benzer. Uç kısmında idrar yolunun deliği bulunur.
Penisle birleştiği yere boyun denilmektedir.
Penis başının deri rengi koyudur. Sertleşme sırasında içine dolan kandan
dolayı renk, daha da koyulaşır.
Penis başı, cinsel uyarılma esnasında büyümesine rağmen, penisin diğer
kısımları kadar sert olmaz. Aynı şekilde penisin alt yüzeyi de penisin
sertleşmesi sırasında genişler fakat sertleşmez. Bu durum penis başı ve onun
arkaya devamı olan silindirik cismin dış zarının ince ve elastiki olmasına
bağlıdır.
Frenulum
Sünnet derisinin altta penis boyun kısmına birleştiği yerde, üçgen şeklinde
bir bant bulunur. Frenulum adını alan bu deri bandı, erkeğin cinsel
uyarılmasının en önemli noktalarından biridir.
Penis Büyüklüğü Ne Kadar Olmalıdır?
Penis büyüklüğü hem çocuklarda hem de erişkinlerde kalıtsal özelliklerle
belirlenir. Penis boyutları, çocuklar arasında önemli farklılıklar gösterir.
Aynı yaştaki iki çocuktan birinin penisinin diğerinin iki katı bile olması
normal olabilir.
Çocuklardaki penis boyutlarının ergenliğe kadar artış hızı yavaştır.
Ergenlik çağında büyüme hızlanır. Ergenlik dönemi sonunda nihai boyutuna
ulaşır. Erişkinde sertleşmiş penisin asgari ölçüsü 9.3 cm. olarak kabul
edilmektedir.
Penisin Sertleşme Mekanizması
Duyu organları ile algılanan cinsel uyarılar, beyin ve omurilikteki penisin
sertleşmesi ile ilgili merkezlerde analiz edilir. Analizin neticesi haz
verici yönde algılanırsa, sinirler vasıtası ile penise sertleştirici
uyarılar gönderilir. Eğer cinsel uyaranlara rağmen, kişinin şartları uygun
değil, başka problemleri veya endişeleri varsa, sertleşme merkezinden penisi
sertleştirici uyarılar gönderilmez.
Sinirlerle penise gelen sertleştirici uyarılar, penis damarlarının ve penis
içindeki süngerimsi dokunun genişlemesine neden olurlar. Genişleme
neticesinde penise kan hücum eder ve penis büyür. Aynı esnada penisin kanını
boşaltan damarlar da kapanır, böylece kan içerde birikir ve penis içinde
basınç oluşur. Sonuç, peniste sertleşmedir. Sinir uyarıları azalınca
mekanizma tersine işleyerek penis yumuşar.
Peniste Eğrilik
Penis eğrilikleri doğuştan olabildiği gibi sonradan da gelişebilir.
Bunlardan bahsetmeden önce, erkekte penisin cetvelle çizilmiş gibi her zaman
düz olmadığını, bazen sağa ya da sola, bazen yukarıya, bazen de aşağıya
doğru eğrilikler gösterebildiği bilinmelidir. Bu eğriliklerin derecesi ve
cinsel ilişkiye engel olup olmayacakları önemlidir. Hafif derecede
eğrilikler normal sınırlarda kabul edilmekte, cinsel ilişkide hiçbir zorluk
ve problem oluşturmamaktadır.
 |
Doğuştan Eğrilik:
Vücudun yapısı ile ilgili bir problemdir. Çeşitli yönlere doğru
olabilir. Cinsel ilişkiye engel olacak derecede fazla değilse (30°'den
fazla) hiçbir tedaviyi gerektirmez.
|
 |
Sonradan Gelişen Eğrilik:
Peniste sertleşmeyi sağlayan süngerimsi dokuyu saran sert, sağlam
zarda bölgesel kalınlaşmalar oluştuğunda, genişleyen penise bu kalınlaşan
bölge ayak uyduramamakta, bu kısma doğru bir eğrilik oluşmaktadır.
Peyronie hastalığı denen bu durumda, sert doku elle hissedilebilir. Bu
durumdan erkekler büyük huzursuzluk duyarlar. Sert doku, kanser türü bir
doku değildir. Tedavisi oldukça uzun zaman almakta, bazen ameliyat
gerekli olabilmektedir.
|
PROSTAT VE İDRAR YOLLARI
Prostat mesane tabanında yerleşmiş, iri bir kestane büyüklüğünde ve
görünümünde bir organdır. İçinden, mesaneden sonraki idrar kanalı geçer.
Prostatın içinden geçen idrar yoluna, prostatın salgı kanalları ve meni
kanalları açılır. Prostat, ergenlik çağına kadar sessiz dururken, ergenlikte
hormonların seviyesindeki artışa paralel olarak hem boyut hem de
fonksiyonlarında artma meydana gelir.
Prostatın bilinen görevleri üremeyle ilgilidir. Salgıları meniye karışır.
Spermin fonksiyonlarında, meninin pıhtılaşması ve sıvılaşması gibi olaylarda
enzimleri ile görev yapar. Prostatın görevleri iyi bilinmese de hastalıkları
ile kendinden söz ettirir.
Prostat Büyümesi
Halk arasında "prostat" diye bilinen hastalık, prostatın büyümesidir. Büyüme
iyi huylu ur özelliğindedir. Büyüyen prostat, içindeki idrar yolunu
sıkıştırarak çeşitli idrar şikayetlerine sebep olur. Bunlar arasında sık
idrara çıkma, idrar yaparken yanma, acil idrar ihtiyacı duyma, gece birkaç
kez idrar hissi, idrar kuvvetinde ve kalibresinde azalma, damla damla idrar
yapma ve ileri dönemde idrar yapamama sayılabilir. İdrar yolu tamamen
tıkandığında sonda denen ince lastik tüplerle idrarın boşaltılması
gerekmektedir.
Tedavisinde, büyümenin derecesi ve oluşturduğu zararlara göre ilaçlar
kullanılmakta, ilaçların fayda etmemesi durumunda ameliyatla büyümüş prostat
dokusu çıkartılmaktadır. Ameliyat karından kesiyle yapılabildiği gibi, idrar
yolundan sokulan özel aletlerle, kapalı olarak da yapılabilmektedir.
Prostat Kanseri
Prostat kanseri, yukarda bahsedilen prostat büyümesinden farklı bir
hastalıktır. Ancak kanser dokusunun büyümesi de idrar yolunu sıkıştırır.
Böylece prostat kanserinin belirtileriyle, iyi huylu prostat büyümelerinin
belirtileri aynıdır. Şikayetlerin kansere mi yoksa iyi huylu büyümeye mi
bağlı olduğu ancak muayene ve tetkikler neticesinde anlaşılabilir.
Prostat kanseri erken evresinde tespit edilebilirse ameliyat ile tedavi
edilebilir. İlerlemiş vakalarda ışın tedavisi (radyoterapi) ve ilaç
tedavileri uygulanmaktadır.
İdrar Yolları
Mesaneden sonraki idrar yolu yaklaşık 24-25 cm. uzunluğunda 0.5 cm
çapındadır. İlk kısmı prostatın içinde bulunur. Diğer kısmı penisin
içindedir.
Erkeklerde idrar yolu, hem idrar hem de meninin boşaltımını sağladığından
içinden geçen sıvının muhteviyatı ve özellikleri farklılıklar gösterir.
Kızların idrar yolu, sadece idrar boşaltma fonksiyonu görür.
İdrar yolundan akan sıvılar şunlardır:
 |
İdrar:
Böbrekten süzülen idrar mesanede birikir. Mesane dolunca idrar hissi
oluşur. Mesanenin kasılmasıyla da idrar boşalır.
|
 |
Meni:
Cinsel uyarılma sırasında arka idrar yolu ve meni kanallarında
biriken sıvı, boşalma ile dışarı atılır. Boşalma ile atılan bu sıvıya
meni denir. Gelen sıvının meni olması için, cinsel uyarılma ve boşalma
hissi olmalıdır. Ancak gece boşalmalarında bunlar olmayabilir; gelen
sıvının özelliğinden, boşalma olduğu anlaşılır. Meni 2-6 cc hacminde,
önce pıhtı şeklinde, sonra sıvılaşıp akıcı olan, özel kokulu ve mat
beyazımsı bir sıvıdır.
|
 |
Mezi:
Cinsel uyarılma esnasında penisin ucunda beliren birkaç damla
yapışkan, şeffaf sıvıdır. Bazı erkeklerde çok belirgin olurken
bazılarında çok azdır. Bu sıvı meni ile karıştırılmamalıdır.
|
 |
Vedi:
İdrardan sonra gelen 1-2 damla, idrardan daha koyu kıvamlı, kaygan
sıvıdır. Temizlenme sırasında penis ucundaki sıvının kaygan olması ile
fark edilir. Prostat ve idrar yolu içindeki salgı bezlerinden
gelmektedir. Bu sıvının, büyük abdest esnasında ıkınırken gelen sıvıyla
aynı olduğu düşünülmektedir
|
Kadında üreme sistemi
Erkekte üreme sistemi |
|